Akansoy: “AB yeni Kıbrıs sürecinde gözardı edilemez”
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Grup Başkanvekili ve Milletvekili Asım Akansoy, Ada TV’de Nupelda Karabuğday’ın hazırlayıp sunduğu programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kıbrıs sorunu, Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen süreç, yaklaşan 5+1 toplantısı, Avrupa Birliği ile ilişkiler ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Fransa ile imzaladığı SOFA Anlaşması hakkında konuşan Akansoy, önümüzdeki dönemin Kıbrıs meselesi açısından kritik gelişmelere sahne olacağını söyledi.
“5+1 TOPLANTISI KRİTİK ÖNEME SAHİP”
Avrupa Birliği ile Kıbrıs Türk tarafı arasındaki ilişkilerin beklentileri karşılamadığını belirten Akansoy, özellikle doğrudan ticaret konusunda verilen sözlerin yerine getirilmemesinin kabul edilemez olduğunu söyledi. Önümüzdeki süreçte Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin de yeniden şekilleneceğine işaret eden Akansoy, bu nedenle yapılacak 5+1 toplantısının büyük önem taşıdığını vurguladı. Toplantı sonrasında taraflar arasında stratejik nitelikte bir anlaşma ortaya çıkabileceğini ifade eden Akansoy, özellikle varılan mutabakatlara bağlılığın teyit edilmesi, tarafların aciliyet duygusuyla hareket edeceğini ortaya koyması ve belirli bir takvim üzerinde uzlaşılmasının önemli olduğunu dile getirdi.
Akansoy, tarafların 11 Şubat 2014 tarihli Eroğlu-Anastasiadis Ortak Açıklaması’nda yer alan siyasi eşitlik ilkesine bağlılıklarını yeniden teyit etmelerinin de sürecin ilerleyebilmesi açısından gerekli olduğunu söyledi. “Her iki tarafı da rahatlatacak ve hareket alanı sağlayacak bir ortak belgeye ve yol haritasına ihtiyaç var” diyen Akansoy, böyle bir anlaşmanın ortaya çıkmasının yeni sürecin önünü açabileceğini kaydetti.
“TÜRKİYE’NİN AB’DEN ÜÇ TEMEL BEKLENTİSİ VAR”
Kıbrıs müzakerelerinde geçmişte Avrupa Birliği’nin masanın dışında tutulmasının Türk tarafının temel tezlerinden biri olduğunu anımsatan Akansoy, Rum tarafı ve Yunanistan’ın AB üyesi olması nedeniyle bunun müzakere dengesini bozabileceği yönünde değerlendirmeler yapıldığını belirtti. Ancak bugün gelinen noktada Avrupa Birliği’nin sürecin dışında kalmasının mümkün olmadığını ifade eden Akansoy, Türkiye’nin AB’den beklediği üç temel açılım bulunduğunu söyledi. Bunlardan ilkinin Avrupa’nın yeni güvenlik mimarisi içerisinde Türkiye’nin yer alma isteği olduğunu belirten Akansoy, bu konuda hem Türkiye’nin hem de Avrupa Birliği’nin ortak irade ortaya koyduğunu savundu.
İkinci önemli başlığın Gümrük Birliği’nin güncellenmesi olduğunu kaydeden Akansoy, bunun Türkiye açısından ekonomik anlamda son derece önemli olduğunu, Avrupa ile ticaret hacmini ciddi ölçüde artırabilecek bir potansiyel taşıdığını ifade etti.
Üçüncü beklentinin ise Türk vatandaşlarına yönelik vize serbestisi olduğunu belirten Akansoy, mevcut koşullarda tam üyelik perspektifinden ziyade bu başlıkların daha öncelikli hale geldiğini söyledi.
“Bugün ne Türkiye tam üyeliğe hazırdır ne de Avrupa Birliği” diyen Akansoy, her iki tarafın da mevcut şartlarda farklı öncelikler üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.
“GÜNEY KIBRIS-FRANSA SOFA ANLAŞMASI DİKKATLE DEĞERLENDİRİLMELİ”
Programda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Fransa arasında imzalanan SOFA Anlaşması da gündeme geldi. Konunun hafife alınmaması gerektiğini ifade eden Akansoy, Kıbrıs’ta halen 1959-1960 İttifak ve Garanti Antlaşmaları’nın yürürlükte olduğunu hatırlattı. Bu anlaşmalar çerçevesinde Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantör devlet statüsüne sahip olduğunu belirten Akansoy, Türkiye’nin de son dönemde yaptığı açıklamalarda adadaki askeri varlığını uluslararası hukuktan kaynaklanan garantörlük hakları çerçevesinde değerlendirdiğini söyledi.
Bu hukuki zeminin yalnızca Türkiye için değil, diğer garantör ülkeler için de geçerli olduğunu ifade eden Akansoy, Fransa ile yapılan anlaşmanın ise ayrıca değerlendirilmesi ve gerekli siyasi tepkinin ortaya konulması gereken bir gelişme olduğunu kaydetti.
“HRİSTODULİDİS ULUSLARARASI DESTEK AĞI OLUŞTURMAYA ÇALIŞIYOR”
Kıbrıslı Rum Lider Nikos Hristodulidis’in izlediği dış politikaya da değinen Akansoy, Rum liderin kurduğu kişisel ilişkiler ve diplomatik temaslar üzerinden çeşitli ülkelerin desteğini almaya çalıştığını söyledi.
Hristodulidis’in yalnızca askeri alanda değil, ekonomik, diplomatik ve uluslararası ilişkiler boyutlarında da Rum tarafına güvence sağlamaya çalıştığını belirten Akansoy, bu nedenle farklı ülkelerle kurulan ilişkilerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
Kıbrıs Rum liderliğinin uluslararası ilişkiler üzerinden elde etmeye çalıştığı avantajların belirli sınırları bulunduğunu ifade eden Akansoy, bölgedeki dengelerin yalnızca ikili ilişkilerle şekillenmeyeceğini sözlerine ekledi.
